Abidin Sever

HAC İBADETİ

(...) Çoluk çocuğumuz bile bizim için bir imtihandır. Rabbimiz bir ayetinde şöyle buyurur: “Biliniz ki, mallarınız ve çocuklarınız sizin için birer imtihan sebebidir ve büyük mükafat Allah’ın katındadır”(Enfal:8/28. Oğluna olan sevgin bile, seni deneme yoludur. Hz. İsmail’in sevgisi Hz. İbrahim için bir imtihandı; şeytanla karşılaşmalarında onun tek zayıf yönü olmuştu bu. (...)
DEVAMI

 
Hulusi Kaya
  Binlerce yıl Tarihe tanıklık eden Ülke: Mısır

(...)Bununla birlikte Osman’lının hizmetleri de Kahireyi kuşatmış. Yapılan her eser ya onarılmış ya ilave edilmiş veya yeni yapılmış. El Ezher camisinden tutun da, Kahire kalesi dahil olmak üzere, Amr İbnul As cami gibi, Hz. Hüseyin Cami gibi kahire başyapıtlarında mutlaka izleri bulunuyor. Şimdi adım adım gezimizin detayları. (...)
DEVAMI

 
 
 
ÖNEMLİ LİNKLER
 
Arama Yap

Google



 
Yahya Değirmenci'nin kaleminden


VAN VE ERCİŞ’E DAİR…

         2002-2003 yıllarında Van ilinin Erciş ilçesi Ziyaret Mezrasında asker öğretmen olarak görev yapmıştım. 1 senelik zaman zarfında oranın insanlarını tanıma fırsatım oldu. Diğer Türk arkadaşlarım gibi halimden şikâyet etmiyordum. Oradaki insanlarla sıcak diyaloglar kurdum. Ailemi de götürmüştüm. Köy ahalisiyle ve bilhassa komşularımla aile ziyaretleri yapardık. Onları unutamadım. Unutmam da mümkün değil. Köy imamı Nesim Hocam harika bir insandı. Öğrencilerimin fotoğrafları hala gözlerimin önünde.

Tabii yıllar geçti üzerinden. Oradaki Vanlı öğretmen arkadaşım Mehmet Şirin Öktem ve komşularımla ise irtibatı hiç koparmadım. Televizyonu açmış haberleri takip ediyordum. Van deyince hep kulak kabartırım. Hele Erciş dendi mi merakım katlanır. Deprem kelimesini duyduğumda ise Konya’da yıkılan Zümrüt Apartmanında yaşadıklarım gelir aklıma. Soğuk bir kelime olsa da çürük, sahtekâr, çalan-çırpan insanları ortaya çıkarma özelliği var nedense. Her neyse… Haberlerde deprem olduğunu ve 7,2 gibi ülkemiz için yüksek sayılabilecek bir rakamda gerçekleştiğini öğrenince sarsıldım. Bir an oradaki insanlar aklıma geldi. Çaresizlikleri, yakınlarını yitirmişlikleri, dünyalarının başlarına yıkılması vs. Arkadaşımı aradım belli bir saat sonra da olsa ulaşabildim çok şükür. Sağlık durumlarının iyi olduğunu öğrendim. Ama sağlıklı olmanın yanında o durumu devam ettirebilmesi adına da bir şeyler yapılması gerekiyor. Bunu da aziz ülkemin diğer insanları yapacaktı ve yaptı da…

         Van depremi sonrasında yaşananlar gösterdi ki, kimse kardeşlerimizi bizden koparamayacak. Yüzyıllardır aynı topraklar içinde yaşamış iki ırk düşünün. Bu ırklar aynı duygu ve düşüncede halelenmiş, birbirlerine kız alıp vermiş, aynı şeye sevinmiş-üzülmüşler. Aynı savaşlarda omuz omuza çarpışmış birlikte şehit-gazi olmuşlar. Çanakkale’de, Filistin’de, Balkanlar’da sarmaş dolaş cennetlere uçmuşlar. Dinlerini kültürlerini yaşama noktasında aynı hassasiyette olmuşlar.

          Bir millet fertleri itibariyle dört dörtlük olamamıştır. Bu beklenemez de. İyiler ve kötüler her devir ve dönem içinde mutlaka yerini almıştır. Bırakalım milletleri en küçük sosyal yapı kabul ettiğimiz ailede bile farklı desenler hep bulunmuştur.

         Birilerini karşımıza almakla elimize ne geçecek anlayamıyorum tabii.”3 tarafımız denizlerle, 4 tarafımız da düşmanlarla çevrili” hikâyeleri söylendi durdu.”Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur” dendi. Şu dendi bu dendi. Sonuç… Birilerini kendimize düşman etmekten başka elimize ne geçti? Hiç…  Sonunda herkese düşman gözle bakan bir toplum olmadık mı? Sonra içimize döndürdüler bizi. Sen Türksün; o ise Kürt, Çerkez, Laz, Arap. Böyle olmaz(!). Aynı toprakta birden fazla millet mi olurmuş canım(!).Kalkınabilir miyiz bu durumda(!)

         Dünya hep fedakâr ruhlu, başkasını düşünen insanlarla yücelmiştir. Diğergam dediğimiz insanlar sayesinde başkaları da rahat etmeye başlamışlar. Kızılay, Kimse Yok Mu gibi yardım kuruluşlarının yaptıkları benim ümitvar olmamı sağlıyor. Kurbanını bağışlayan onbinlerce insandan birisiyim. Kendi çocuklarıma yedirmediğim kurban etini, muhtaç durumdaki Vanlı kardeşime göndermek beni daha çok mutlu ediyor. Sıcacık yuvalarından kalkıp, bayramı doğu bölgelerinde geçiren insanıma minnet borçluyum. Kapı kapı dolaşıp “veren el” ile “alan el”i kaynaştıran milletimi çok seviyorum. Boğazlarından belki de yılda bir kez et geçecek kardeşim için, var ben et yemeyeyim. Var benim çocuklarım et yemesin.

         İşin siyasetinde değilim. Fıtrat itibariyle olamam da. Derdim şu: Gül bahçesinde gezinirken; elimize batan diken, ayağımıza dolanan ısırgandan dolayı şu cennet bostanını mahvetmeyelim.

         Bir milleti ya da ırkı toptan bir kalıba sokmak istediğinizde sormazlar mı size: Hayırdır kardeşim! Doğarken “Ben Türk olmak istiyorum” diye bir dilekçe mi sundun?

Yahya Değirmenci / 24 kasım 2011
Burç İlköğretim Okulu Sınıf Öğretmeni
Çamardı/Niğde
e-mail: yahyaogretmen@mynet.com

 Bu yazı 1822 defa okundu.
Önceki yazılar...
1

ÖĞRETMENLİĞE BİR ÖZELEŞTİRİ…

2

Dünyayı Krallar Yönetmiyor!…

3

ÇOK DEĞİL, SADECE 1 SAAT!…

4

VAN VE ERCİŞ’E DAİR…

5

GÜLEN YÜZLER

   
Başa Dön