Abidin Sever

HAC İBADETİ

(...) Çoluk çocuğumuz bile bizim için bir imtihandır. Rabbimiz bir ayetinde şöyle buyurur: “Biliniz ki, mallarınız ve çocuklarınız sizin için birer imtihan sebebidir ve büyük mükafat Allah’ın katındadır”(Enfal:8/28. Oğluna olan sevgin bile, seni deneme yoludur. Hz. İsmail’in sevgisi Hz. İbrahim için bir imtihandı; şeytanla karşılaşmalarında onun tek zayıf yönü olmuştu bu. (...)
DEVAMI

 
Hulusi Kaya
  Binlerce yıl Tarihe tanıklık eden Ülke: Mısır

(...)Bununla birlikte Osman’lının hizmetleri de Kahireyi kuşatmış. Yapılan her eser ya onarılmış ya ilave edilmiş veya yeni yapılmış. El Ezher camisinden tutun da, Kahire kalesi dahil olmak üzere, Amr İbnul As cami gibi, Hz. Hüseyin Cami gibi kahire başyapıtlarında mutlaka izleri bulunuyor. Şimdi adım adım gezimizin detayları. (...)
DEVAMI

 
 
 
ÖNEMLİ LİNKLER
 
Arama Yap

Google



 
Hulusi Kaya'ın kaleminden

KURBAN BAYRAMI VE FEDAKARLIK

1- Kurban kelimesi lugat bakımından yakınlaşmak, yakın olmak anlamına mastar olmakla birlikte zamanla isim olarak kullanılmış ve “insanı Allah’a yaklaştıran” şeylere kurban denilmiştir. Kurban kelimesi Türkçe’de çeşitli anlamlara gelmektedir. Kurban kelimesinin karşılığı olarak aslı Arapça olan “udhiyye” kelimesi zamanla dilimizde de kullanılmaktadır. Udhiyye, kurban günlerinde (eyyam-ı nahr) kurban maksadıyla usulüne uygun olarak kesilen hayvanlara verilen isimdir.

2- Bayram kelimesinin kökeni Kaşgarlı Mahmud’un Divan-ı Lügati’t-Türk’teki tespitine göre Farsça bezrem/bezram olup sevinç ve eğlence günü demektir. Atalarımız İslâm dinini kabul edince Arapça “îyd” kelimesi karşılığında “bayram” kelimesini kullanmışlardır.

3- Bayram adı üstünde her şeyin güllük gülistanlık olduğu, ruhların bile sakinleşip sukünete erdiği zaman dilimleridir..

4- Hiç olmazsa bayram vesilesi ile bir toplumdaki bütün insanlar bir araya gelmekte, toplumca, toplu olark aynı duygularla yıkanıp arınmakta ve aynı heyacan ve sevinç duyulmakta, ve mutlaka o toplumun içindeki fertler el şıkışıp belki kucaklaşıp bayramlar tebrik edilmekte, aileler bir birlerine uzaktan yakından gidip gelmektedir. Bu vesile ile hal satır sormalar eksik olmamakta, ve uzun zamandır birbirlerinden haber alamayan dost-akraba bir araya gelme fırsatını yakalamaktadırlar..

5- Bayramlar milletce arındığımız günlerdir. İslamın özüyle bağdaşmayan fikir ve düşüncelerden arınmadır bayramlar, düşmanlıkların bir bir yerine dibine geçip, dostluğun ve dayanışmanın, kardeşliğin ve birlikte yaşamanın ve hoşgörünün zirveye çıktığı, adete bu duyguların bir kez daha yenilendiği, bir bakıma kişinin kendisini ruhen ve manen yenilediği zaman dilimleridir bayramlar..

6- Bayramlar yüreğimizdeki iman ve inançla bizleri bir araya getiren, ve yalnız olmadığımızı, bu kutlu zaman diliminde yalnız olmadığımızı bize gösteren ve yaşatan zaman dilimleridir.

7- Bu yüzden bayramlar bir kaynaşma, bir araya gelme, hasret giderme, aileler arası ziyaretler yapma olduğundan, özellikle Dinimizin Kurban bayramında kesilen kurbanların etlerinin üçte birisini de gelen eş-dost akrabalara ikram edilmesini, onlarla paylaşılmasını tavsiye etmesi bu yüzdendir..

8- Bayramlar Kadiri Mutlak olan yüce Yaratıcının bütün Müslümanlara vermiş olduğu hediyedir.. Mekke'den Medine'ye hicretinden sonra Medine sakinlerinin İran’dan alınma Nevruz ve Mihrican bayramlarını kutladıklarını gören Hz. Peygamber “Allah sizin için o iki günü daha hayırlı iki günle, Kurban ve Ramazan Bayramlarıyla değiştirmiştir.” buyurmuştur.

Kurbanın tarihçesi

Maide süresinde (ayet 27-29) Allah Şöyle buyurur.. (Ey Muhammed!) Onlara, Adem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, “Andolsun seni mutlaka öldüreceğim” demişti. Öteki, “Allah ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder” demişti. 28. “Andolsun! Sen beni öldürmek için elini bana uzatsan da ben seni öldürmek için sana elimi uzatacak değilim. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.” 29. “Ben istiyorum ki, sen benim günahımı da, kendi günahını da yüklenip cehennemliklerden olasın. İşte bu zalimlerin cezasıdır.” 30. Derken nefsi onu kardeşini öldürmeye itti de (nefsine uyarak) onu öldürdü ve böylece ziyan edenlerden oldu. 31. Nihayet Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. “Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten aciz miyim ben?”dedi. Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu

10- Kur'an-ı Kerîm'de ve güvenilir hiçbir hadis-i şerifte, Hazreti Âdem'in bu iki çocuğunun isimlerinden bahsedilmese de, Kütüb-i sâlifede isimlerinin Habil ve Kabil olduğu belirtilen iki kardeş arasında bir meseleden dolayı anlaşmazlık çıkar ve neticede Kabil, kardeşi Habil'i kıskançlıkla, haksız yere öldürür. Kur'an, bu iki kardeş arasında meydana gelen olayın detaylarını zikretmez; çünkü meydana gelen hadise, zaman ve mekânla sınırlı değildir. Burada önemli olan da isimler değil, şahsiyetler ve temsil ettikleri zihniyetlerdir. Tefsirlerde ve diğer İslâmî eserlerde geçtiği üzere -ki bu konudaki malumatın çoğu İsrâiliyyat'tır- Kâbil ziraatçı, Hâbil ise çobandı. Her ikisi de kurban emrine muhatap olunca, Kâbil, koyun kesmeye yanaşmamış, ürünün iyi kısmından kurban etmeye de kıyamamış ve kıymetsiz başaklardan oluşan bir demeti kurban olarak arz etmişti. Hâbil ise, beğendiği bir koyunu kurban etmişti. Hâbil'in kurbanı kabul görmüş, Kabil'inki ise adeta yüzüne çarpılmıştı. İşte, daha o dönemde, insanoğlu Allah'ın koyduğu ibadet kurallarına kendi mantığını ve tasarruflarını karıştırmaya başlamış, kurbanı kendi manasından çıkarıp onu bir uzaklık sebebi haline getirmişti.

11- Kurban kişiyi Allaha yakınlaştıran bir eylemdir. İbadetlerin nasıl yapılacağını ve nelere dikkat edileceğini Allah bizlere söylemiştir. Yani gelen şekli şemaliyle Allah ibadetlerin çizgilerini çizmiştir. Formülünü yazmıştır. Ve bütün ibadetler buna göre şekillenmesi ve buna göre gerçekleştirilmesi lazım gelir. Hiç kimse ibadetlerin şeklini şemailini değiştiremez. Çünkü ibadetlerin kabul makamı Allahtır ve Allah tarafından kullar üzerine verilmiş bir görevdir…

12- Evet, ibadetlerde önemli olan Cenâb-ı Hakk'ın ortaya koyduğu formüllere uygun hareket etmektir. Yani, format Allah tarafından ortaya konmuş ise o bir kıymet ifade eder. Yoksa bir ibadetin şekil olarak, kendi mantığınıza göre daha mükemmelini, daha ağırını ve daha müşkilini ortaya koysanız da onun bir değeri yoktur.

"Kurbanlık develeri de size Allah'ın şeâirinden kıldık" (Hac, 22/36) ayetiyle "şeâir" den sayılan kurban, "Rabbin için namaz kıl ve kurban kes" (Kevser, 108/2) ayeti ile meşruiyeti isbat olunan bir ibadettir.

Şeâir, hemen herkesin bildiği Safa-Merve misalinde ol¬duğu gibi, Allah'ın dininin alameti, özelliği, nişanesi olma mânâlarına gelir. Allah, Bakara sûresi 158. ayet-i kerimede "Şüphe yok ki, Safa ve Merve Allah'ın koyduğu nişanlardandır" buyurarak, Safa-Merve'nin "şeâir"den olduğunu ifade etmektedir. Öte yandan Cenâb-ı Hak, dininin hak olduğunu vurgulayan "şeâir" kabilinden olan şeylere riayet edilmesi gerektiğini de şu ayet-i kerimeleri ile açıkça beyan etmektedir:

"Her kim Allah'ın şeâirine (hükümlerine) saygı gösterir, onu tazim ederse, şüphesiz bu kalplerin takvasındandır," (Hac, 22/32), "Ey iman edenler, Allah'ın şeâirine (haram ay, kurban vs.) sakın hürmetsizlik etmeyin" (Maide, 5/2).

Buna göre, şeâiri koruma, kollama, muhafaza etme, her mü'minin üzerine düşen bir vazife ve vecibedir. Kurban da, sözünü ettiğimiz "şeâir" arasında zikredilen ibadetler arasındadır. Öyleyse inanan insanların bu konu üzerinde farzlar ölçüsünde hassasiyetle durmaları gerekmektedir. Aksi takdirde, murâd-ı İlâhî'ye ters hareket edilmiş olur ki, bunu Allah'a iman ile te'lif etmek imkânsızdır.

13- Kaldı ki, Hz. Peygamber (s.a.s), kurban ile alakalı beyan buyurduğu hadisler ve hayatı seniyyeleri boyunca yapa geldiği tatbikatları ile, bizim davranış çizgimizi belirlemiş durumdadır. Bakın, Nebiler Serveri kurban hakkında neler buyuruyor: "Kurban kesmeye gücü yettiği halde, kurban kesmeyen, bizim namazgahımıza yaklaşmasın."

Bu hadis, kurbana vacip hükmünü veren Hanefi fukahasının delilleri arasındadır. "Ademoğlu Kurban Bayramı gününde kan akıtmaktan daha sevimli bir iş ile Yüce Allah'a yaklaşabilmiş değildir. Kanını akıttığı hayvan kıyamet günü boynuzları, ayakları ve kılları ile gelecektir. Akan kan yere düşmeden önce Yüce Allah katında yüksek bir makama erişir. O bakımdan gönül hoşnutluğu İle kurbanınızı kesiniz."

Ashab-ı Kiram Allah Rasulü'ne şöyle der:

"Bu kurbanın kaynağı-mahiyeti nedir?
-Babanız Hz. İbrahim'in sünnetidir.
-Pekâlâ bizim sevabımız ne kadar?
-Her bir kıl için bir hasene..
-Ya yün (yani kesilen kurban koyun-kuzu olunca)
-Yünden her bir kıl için de bir hasene."
Ve Allah Rasulü'nün iki adet koç alıp birini kendisi, di¬ğerini de ümmet-i Muhammed için kestiği hemen her hadis kitabında anlatılan bir husustur.

14- Sadece kurban konusunda değil bütün dini meselelerde Haktan gelen her bir şeyi başım gözüm üstüne deyip Hz. İbrahim gibi Allaha teslimiyet içinde gerçekleştirmek gerekmektedir. Bu bütün Müslümanların görevidir yapmakla mecbur oldukları bir meseledir..

Ve gerekirse vaktimizi, gerekirse maddi anlamda varlığımızı, ve gerekirse canımızı, cananımızı, Allahın rızasını kazanmak için Hz. İsmail gibi feda etmek te İslama gönül verenlerin, yani bütün Müslümanların göze alabileceği bir fedakarlıktır.

İbadetleri ortaya koyan Allahtır. Eğer dediyse sene bir kere Allah için Kurban kesilecek, bu kesilecektir. Çiğ çiğ yenilecek dese bu aynen yerine getirilecektir. Allah ne dediyse nasıl bir ibadet istiyorsa o şekilde ibadetler yerine getirilmesi gerekmektedir..

16- Hangimiz hem bu dünya için hem de ahiret için bizim için gerek olan ve Allah tarafından ortaya konulan bütün kurallara, dünyalık işlerine gösterdiğimiz ve işimize gösterdiğimiz hassasiyeti gösteriyor.

17- Hz. İsmail bu yolda, yani Allah için canını ortaya koyarken bizler Allah için değil canı, zamanımızı bile ortaya koyamıyoruz, vaktimizi feda edemiyoruz. Kurban bir bakıma fedakarlık işidir. Malından parandan veya herhangi kıymetli değerlerinden yapılan fedakarlık işidir.

18- Vakti kurban etmek lazım Allaha.. Dünyayı kurban etmek lazım Allaha.

Asrı saadette insanlar bu şekilde yapıyorlardı çünkü. Kendilerini kurban ediyorlardı.. hemde canla başla ve kurban olmayı şehit olmayı istiyorlardı.

Müslüman kardeslerini kendilerine tercih ediyorlardı..

20- Tarihimizin bütün sayfalarında atalarımızın din için vatan için yani Allah için kendilerini kurban ettikleri feda ettikleri hatıralar vardır.

ALLAH İÇİN NEYİMİZİ FEDA (KURBAN) ETTİK?

Bazı yalancı peygamberler türemişti. Onlara karşı girişilen Yemame savaşında baba Tufeyl şehid olmuş, oğul Amir sağ kolunu kökten kaybetmişti, baba hayatını, oğul da kolunu yitirmişti Allah için. Amir üzgün değildi. Hatta neden babası gibi sıcak kumların üzerinde şehid düşmediğine müteessirdi.

Demek babam Tufeylle birlikte cennete uçmak mukadder değilmiş., diye hayıflanıyordu.

Bir gün Halife Hazret-i Ömer (r.a.)'in meclisinde oturmuş, sohbet dinliyordu. Bir ara ortalığa yemek getirildi. Herkes oturdu, ama Amir uzaktan bakmayı tercih etti.

Ne kadar ısrar ettilerse de oturmayınca Halife Hazret-i Ömer şöyle dedi:

Senin sofraya oturmayışının sebebini bildiğimi sanıyorum. Sağ kolun yok, sol elinle yiyeceksin. Bu yüzden sofradan uzak kalıyorsun!

Halife sözlerine şöyle devam eder:

Şunu iyi bil ki; içimizde (senden başka) bir uzvu kendisinden önce cennete gitmiş bir kimse yoktur. Senin oturmadığın sofraya oturmak bizim için çok acı olur. Oturduğun sofraya oturmak ise şereflerin eri yücesidir. Gel aramıza katıl, bizi, bir organı kendisinden önce cennete gitmiş bir büyük insanla yemek yeme şerefine kavuştur. Hiç olmazsa biz de böyle teselli olalım. Diyelim ki:

— Ey Rabbimiz! biz Senin yolunda bir organımızı feda etmedik ama, feda eden bir kardeşimizle bir sofrada oturduk. Onun hürmetine bizi affeyle!

El hâsıl. Bu kurban ikliminde Allah için neleri kurban edebildik, neleri edemedik, Allah için nasıl fedakarlık yapabildik veya yaptık mi.. yoksa her zaman için din işleri, ibadetlerimiz ikinci planda mı kaldı bunların muhasebesini yapın değerli kardeşler çünkü ölümün ne zaman geleceği belli olmaz.. ve kabirde yalnız başınıza kalacaksınız.. Tek güvendiğiniz ameliniz olacak..

31 ARALIK 2006 BAYRAM NAMAZI VAAZI Hulusi KAYA (Din Görevlisi – Stuttgart/ALMANYA)

 Bu yazı 3146 defa okundu.
Önceki yazılar...
1

Güzel Düşünmek

2

Kurban bayramı ve fedakarlık

3

Okumak

4

Ben yazdım, peki ya siz?

5

DÜNYANIN EN GÜZEL KÖYÜ : “BOZKANDAK”

6

DUYUFUR RAHMAN (ALLAH'IN MİSAFİRLERİ) – (1)

7

DUYUFUR RAHMAN (ALLAH'IN MİSAFİRLERİ) – (2)

8

DİYAR-I ENDÜLÜS(İSPANYA GEZİSİ-2008)

9

Bir Eylül... Her Eylül

10

SURİYE GEZİSİ

11

Bayram Güzellikleri

12

GEÇMİŞİMİZ VE TARİHİMİZ

13

İNCE BİR ÇİZGİ...

14

Binlerce yıl Tarihe tanıklık eden Ülke: Mısır.

   
Başa Dön