Abidin Sever

HAC İBADETİ

(...) Çoluk çocuğumuz bile bizim için bir imtihandır. Rabbimiz bir ayetinde şöyle buyurur: “Biliniz ki, mallarınız ve çocuklarınız sizin için birer imtihan sebebidir ve büyük mükafat Allah’ın katındadır”(Enfal:8/28. Oğluna olan sevgin bile, seni deneme yoludur. Hz. İsmail’in sevgisi Hz. İbrahim için bir imtihandı; şeytanla karşılaşmalarında onun tek zayıf yönü olmuştu bu. (...)
DEVAMI

 
Hulusi Kaya
  Binlerce yıl Tarihe tanıklık eden Ülke: Mısır

(...)Bununla birlikte Osman’lının hizmetleri de Kahireyi kuşatmış. Yapılan her eser ya onarılmış ya ilave edilmiş veya yeni yapılmış. El Ezher camisinden tutun da, Kahire kalesi dahil olmak üzere, Amr İbnul As cami gibi, Hz. Hüseyin Cami gibi kahire başyapıtlarında mutlaka izleri bulunuyor. Şimdi adım adım gezimizin detayları. (...)
DEVAMI

 
 
 
ÖNEMLİ LİNKLER
 
Arama Yap

Google



 
Hulusi Kaya'ın kaleminden

GEÇMİŞİMİZ VE TARİHİMİZ

Henüz tam anlamıyla kış gelmiş değil bu diyarlara. Bu diyarlara diyorum yani köyümüze ve dahi kentimize. Her yerde sonbahar bütün şartlarıyla hükmünü sürdürmekte ama henüz kara kıştan bir eser yok.

Her hali güzel bu diyarların. Yazı ayrı, Kışı ayrı, Baharı bir ayrı, Sonbaharı daha bir ayrı. Hepside güzel. Hani derler ya “her yaşın kendine göre bir güzelliği vardır” diye. Tıpkı onun gibi. Köyümüzün de öyle kısaca bütün Anadolunun da öyle. Her hali güzel.

Baharlar her yerde olduğu gibi köyümüzde de dirilişi temsil eder, simgeler. “Timar” derler bu zamana köylülerimiz. Ekmeye dikmeye ve tarlü sürmeye, budamaya, çapalamaya, otlamaya yeniden başlama yani. Var olanların otlayarak, kenarını açarak, çapalayarak bakımını yapma, yeniden dikilecekleri dikme, yeniden ürün verecek ağaçları ve bağları budama. Hepsine birden Timar derler. Timarla başlar köyümüzde Baharın ilk esintileri. İnsanlarımız ve köyün üzerindeki kış rehavetinin, Bir anda havaların iyiye doğru gitmesiyle birlikte Traktörlerin arkalarında pulluklarıyla ortada dolaşmalarıyla birlikte ortadan kalktığını görürsün. Artık Bahar gelmiştir. Eskilerde arabalar dolaşırdı. İki katırla çekilen ve hala birkaç hanede varlığını devam ettiren arabalar. Katırlar sürerdi üzüm bağlarını. Şimdi ise her şey makinaya teslim olmuş gibi. Katırla süren kaç hane veya kaç kişi kaldı ki? Kış boyu, özellikle Bahar yaklaştığında daha da bir artardı evlerdeki “katır çiftinin yevmiyesi ne kadar olmalı” tarzındaki sohbetlerin uzunluğu.

Özellikle şu son 10-15 yıldır bağlardaki hastalık veya kuraklık artık bağları terkedilme aşamasına getirdi. Dağ bağı taraflarında o yeşilliklerden hiçbir iz kalmamış, bir parça Işıklar alanı, bir parça, Eskibağ, Örenyerleri, sızak, biraz Toplaç, Yoncalık tamamen tarla olmuş. Dağbağıda öyle.. kimileri mevsimler yani eskisi gibi kara kışın olmadığını, kimileri de bir hastalığın bağlara musallat olduğunu söylüyorlar. Ama gerçek şu ki Bağcılık eski önemini yitirmiş durumda. Şimdilerde yer yer yeni Delice türünden dikimler olsa da bağcılığın eski ihtişamına ne zaman döneceği hala meçhul.

Bu mevsimde hele hele bir ikindi üzeri vaktinde küçük tepenin üzerinden kuzeye doğru Oluklu, Yoncalık, Dağbağı, Çayır, Ecegözü, Hüyük gibi kısaca bütün o “koyakiçi” dediğimiz mevkilere bakıldığında, bütün her yerde kehribar sarısına bürünmüş tarlaların her yere hakim olduğu görülecektir. Bir yandan uçuk kırmızıya dönen ağaçsız tepeler bir yandan çok azda olsa ortalarda söğütler ve yapraklarından eser kalmamış sanki kurumuş gibi yükselen kavak ağaçları.

İnsanın içi sızlıyor, bir yanda bağların yerine yerleşen ekin tarlaları diğer yandan yer yer kırılan üzüm bağlarından geriye kalan çubuk kütüklerini gördükçe. “Daha dün…” diyorsun “daha dün buralardan öbek öbek insanlar atlarıyla arabalarıyla ve de vasıtalarıyla sergiye geliyorlardı. Hemde birkaç günde zor biterdi bir bağın üzümlerinin serilmesi. Üstelik yemyeşildi hala. Şimdi ise derdine derman olacak bir salkım üzüm bile yok. Değil üzüm, ne üzümün çubuğu (ağacı) var ne yaprakları ne de üzümden herhangi bir iz”. Susuyorsun uzun uzun bakıyorsun bir o yana bir bu yana.. hatıralar sarıyor o an seni. Kah bir bulgur pilavının kokusunu duymaya çalışıyorsun, kah kuruyan kütüklerle altı beslenmiş, inceden inceye sessiz ve usul usul yanan ve yandıkça ateşin üstündeki tenceredeki taze fasulyenin kokusunu. Bunlar hayali şeyler değil ki, bunları hepimiz yaşadık, şehirde kalanımız da yaşadı, köyde yaşayanımızda yurt dışında olanımızda.

Çünkü o topraklarda büyüdük. O topraklarda yetişen ürünlerle beslendik. O toprakların ekmeğini yedik. DNA mızda o toprakların molekülleri var. Bir bakıma hamurumuz o topraklarda yoğruldu. Bu bakımdan bunlar hayali şeyler değil. Bunlar gerçek olan şeyler.

Kimimizi sarmaz ki “koyakiçi” denilince veya oralara gidince tatlı hatıralar. Hangi birimizin aklına gelmez ki közlerde börntlediğimiz(közlediğimiz) o darılar(mısır). Ve hangimiz unuttu ki sırtımızda çektiğimiz üzüm sepetlerini. Ve hangimiz unutur ki sabahin serinliğinde, bir salkım üzümün diri diri tabiri caizse buz gibi olmuş halleri eşliğinde yaptığımız sabah atıştırmalarını.

Bunlar tarih. Bunlar bizim tarihimiz. Geldiğimiz geçtiğimiz duraklar bunlar. Biz buralardan geldik buralardan geçtik ve buralarla büyüdük. Yine çoğumuz buralarda metfun. Burularda ruhunu teslim eylemiş.

Evet bağıyla bahçesiyle, avarıyla, gözüyle, ekiniyle, dağıyla, toprağıyla bu diyarlar kısaca bu köy bizim. Ve bizim tarihimiz. Geçmişimiz. Bunun en büyük misali ise mezarlığımız. Ve orda yatan çok değerli varlıklarımız..

Efendim, tarihimizi ve o değerli varlıklarımızı kısaca bu topraklarda destanlaşan geçmişimizi yani mazimizi ziyaret etmeyi unutmayın olur mu. Ve dahi geç kalmayın.. inanın bütün o değerli varlıklarımız hem sizi hemde neslinizi mutlaka bekliyorlar. Ama mutkala…

Resimler

Hulusi KAYA – KARAMAN, 22 kasım 2010



 Bu yazı 2750 defa okundu.
Önceki yazılar...
1

Güzel Düşünmek

2

Kurban bayramı ve fedakarlık

3

Okumak

4

Ben yazdım, peki ya siz?

5

DÜNYANIN EN GÜZEL KÖYÜ : “BOZKANDAK”

6

DUYUFUR RAHMAN (ALLAH'IN MİSAFİRLERİ) – (1)

7

DUYUFUR RAHMAN (ALLAH'IN MİSAFİRLERİ) – (2)

8

DİYAR-I ENDÜLÜS(İSPANYA GEZİSİ-2008)

9

Bir Eylül... Her Eylül

10

SURİYE GEZİSİ

11

Bayram Güzellikleri

12

GEÇMİŞİMİZ VE TARİHİMİZ

13

İNCE BİR ÇİZGİ...

14

Binlerce yıl Tarihe tanıklık eden Ülke: Mısır.

   
Başa Dön